Tayfur Sanlıman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tayfur Sanlıman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2014 Pazar

TAYFUR SANLIMAN “KABAHATLERİNİ” SERGİLİYOR…


Ustamız, hocamız, babamız Tayfur Sanlıman bir tevazu timsalidir. “Ne iş yaparsınız?” diye sorsanız, bugünlerde kolaylıkla telaffuz edilen “ben ressamım” kelimesi bile zor dökülür dudaklarından. “Boyacıyım” der. “Peki, ne boyuyorsunuz?” deseler, “resim boyarım” der. O yüzden resimlerini de o eskilerin tevazuuyla “kabahatlerim” olarak tanımlar. Ve kısa bir süre önce yaptığımız röportajda bu yaklaşımını şu sözlerle açıklar: “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Ben resimlerime istediğim kadar şaheser diyeyim -ki bu benim mezhebimde yoktur- mesleğimin onuruna çok saygı duyarım ama asla mesleğim ile övünmem. Mesleğimim onurunu kendi onurumun önünde tutarım ama asla mesleğim ile övünmem. O yüzden resimlerime ‘kabahatlerim’ der geçerim, takdir seyredenlerindir.”
Tayfur Hocamızın, 2013 yılı yazında Bozcaada’da oluşturduğu 26 adet kabahatinin yanı sıra bir adet de 1996 yılına ait kabahatini 12 Nisan-12 Mayıs 2014 tarihleri arasında Pusula Galeri’de izleyebilirsiniz.
Ahmet Oktay, Tayfur Sanlıman’ın sanat yaklaşımını “İsimsiz Resimlerle 50 Yıl” Sergi Katalog metninde şu sözlerle anlatıyor: “Sanlıman’ın adı ne olursa olsun (ister gerçeküstü, ister dışavurumcu soyut, ister minimalist vb.) herhangi bir akımın, bir ekolün, bir biçemin militanca yandaşı olmamıştır. Onun esas sorunu dünyayla, olayların, ilişkilerin, hayallerin ve gerçeklerin dünyasında olan, onlarla çarpışan ve uyuşan beni arasındaki kesintisiz iletişimdir. Bu iletişim, çokyapılıdır ve çok anlamlıdır ve deneyimlenmemişi neredeyse dışarıda bırakır…”
Usta ressam tuvalin karşısına geçince yaşadığı duyguları ise şu sözlerle anlatıyor: “İlham hanımı beklemem. Resmin sonunu tasarlamam. Temel rengi hazırlar, onunla yola çıkarım. Tuvale ilk darbeyi vurduğum anda başaramama korkusu kaybolur. Eskizle çalışmadığım için, yolda önüme çıkan tüm serüvenleri irdeler, resim hangilerini istiyorsa onları titizlikle korur, ötekileri acımadan atarım. Bu, bir fırtınanın içinde, fırtına gibi bir çalışma sürecidir. Resim bitinceye kadar aralıksız sürer. Çalışmanın başında boyayı, fırçayı, tuval alanını, ne yapmam gerekiyorsa ona göre, ben yönetir, yönlendiririm. Kararlarımı uygularım. Fakat süresi belli olmayan bir zaman sonra, üzerinde çalıştığım renk ve leke âlemi başıma patron kesilir. Artık resmin emrine girmek zorunludur. Ne isterse onu yaparım. Fazlalıklar atılacak, istediği yere istediği tonda lekeler konulacaktır. Ne bir eksik ne bir fazla. Bir bakarsınız resim sizi almış götürüyor. İşte bu arada ilham hanımla buluştuğum da olur. Arada o da bazı buyruklar verebilir. Yeteneğiniz el veriyorsa tüm bu buyruklar, resmin istekleri ve kural tanımazlığın kuralları içinde çıkar yolu bularak, son can alıcı rengi ya da lekeyi ya da ışığı yerli yerine koyup işi bitirirsiniz. Bundan sonrası ‘Acaba oldu mudur?’dur.”
O her ne kadar kendisini “yaşlı karınca” olarak tanımlasa da, bize göre hala “Bozcaada’nın delikanlısı”. Hadi “yaşlı delikanlı” diyelim. Bozcaada yazının renkleri, lekeleri ve ışıklarını Tayfur Hocamızın gözünden görebileceğiniz sergisinde buluşmak üzere.

TAYFUR SANLIMAN VİDEO RÖPORTAJ
RÖPORTAJ 1. BÖLÜM
RÖPORTAJ 2. BÖLÜM

TAYFUR SANLIMAN ÖZGEÇMİŞ
Ressam Tayfur Sanlıman, 1930 yılında Adana’da doğdu, sanatçı; ilk, orta, lise eğitimini doğduğu kentte tamamladı. 1951’de girdiği Orman Fakültesi’nden 1953’te ayrılarak askerlik görevini yaptı. 1955’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Halil Dikmen ve Zeki Faik İzer atölyelerinde beş yıl çalıştı ve pekiyi derece ile diploma aldı. Resim sevgisi ile ilkokulda tanışan Sanlıman, ortaokulda Akademili hocası Latif Ariş tarafından yönlendirildi. Güzel Sanatlar Akademisi’nden sonra resimden uzaklaşıp on beş yıl çeşitli işlerde uğraş veren sanatçı, 1977’de Marmaris’in İçmeler Köyüne yerleşti ve resme yeniden başladı. Yerleştiği köy, yeni yerleşim alanları ve turistik amaçlarla betonlaşmaya başlayınca 1984’te İstanbul’a döndü. 1992’de Asmalımescit’te kendi atölyesini kurdu. 2001’e kadar aralıksız çalıştı. 1985’ten bu yana insan-doğa ilişkisini doğadan yana çıkarak irdeleyen ve dünyalıların bu gidişle varacağı sonu resim diliyle anlatmaya çalışan Sanlıman, soyut gibi algılanabilecek bir anlatımla doğayı, renkçi ve zaman zaman da figüral tasarımları ile toplumu yansıtmaktadır. 2006 yılında AKM-Atatürk Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda “İsimsiz Resimlerle 50 Yıl” başlığı altında retrospektif sergisi açıldı ve sergiye eşlik eden sanatçı kitabı da yayınlandı. Bugüne kadar 30’dan fazla kişisel sergi gerçekleştiren Sanlıman, 2001 yılında İstanbul’u terk ederek Bozcaada’ya yerleşti.
Resim ile Marmaris’ten sonra “İkinci kez hesaplaşmaya oturdum” dediği çalışmalarına başladı. Resme yeniden başlayana kadar geçim endişesi ile yitirdiği 17 yılı tekrar kazanmak için Marmaris’ten bu yana arılar gibi çalışan Tayfur Sanlıman 2004 yılına kadar 16 yılını ödediği borcunu, 2006 Atatürk Kültür Merkezi retrospektifi ile son 1 yılı da ödeyerek bitirdi.
Şimdilerde kendisi resimleri için “kabahatlerim” diyor. Ve yaşlı karınca, Bozcaada doğasındaki atölyesinde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. (www.tayfursanliman.com).

Pusula Sanat Evi
pusulasanat@gmail.com
Papa Roncalli Sokak, 118A, Harbiye Şişli – İstanbul

Telefon / Faks: 0212 2318695