18 Şubat 2019 Pazartesi

VENEDİK BİENALİ TÜRKİYE PAVYONU’NDA BU YIL İNCİ EVİNER’İN BİZ, BAŞKA YERDE BAŞLIKLI YAPITI YER ALACAK

İnci Eviner, Biz, Başka Yerde, Eskiz.


İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Türkiye Pavyonunda bu yıl sanatçı İnci Eviner’in desen, obje, video, ses ve performans gibi farklı öğeleri bir araya getiren Biz, Başka Yerde adlı yapıtı sergilenecek. Dünyanın önde gelen sanat etkinliklerinden Venedik Bienali 58. Uluslararası Sanat Sergisi, bu yıl 11 Mayıs–24 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonunda, Fiat’ın sponsorluğunda gerçekleştirilen Türkiye Pavyonu’nda, sanatçı İnci Eviner’in Biz, Başka Yerde başlıklı yapıtı sergilenecek. Venedik Bienali’nin ana mekânlarından Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu’nda görülebilecek serginin küratörlüğünü Zeynep Öz üstleniyor.

Biz, Başka Yerde için Türkiye Pavyonu’nu bir sahneye dönüştürecek İnci Eviner, sahne üzerinde, kendi çizdiği desenlerden yola çıkarak yeniden biçimlendirdiği mimari öğelere, videolara, ses yerleştirmelerine ve objelere yer vererek, farklı duyusal ve görsel katmanlar oluşturacak.


İnci Eviner, Biz, Başka Yerde, Eskiz.

BİZ, BAŞKA YERDE HAKKINDA
Biz, Başka Yerde, toplu yer değiştirmelerin sonucunda ortaya çıkan mekânlara dair bir yapıt. Hazırlıkları devam eden sergi, izleyicileri, bu mekânlardaki kişilerin birbirleriyle ve kendi anılarıyla ilişki kurma biçimleri hakkında düşünmeye davet edecek. İnci Eviner’in, yeniden biçimlendirdiği nesneler ve yarattığı hayali karakterleri çeşitli ses unsurlarıyla bir arada kullandığı bu yapıt, Türkiye Pavyonu ziyaretçilerine kayıp, silinmiş ve başka yerde olma hissini yaşatacak. Türkiye Pavyonu için yaratılan mekân, karakterler ve objeler, Alman siyaset bilimci Hannah Arendt’in 1943 yılında kaleme aldığı Biz Mülteciler adlı metinde bahsettiği mücadelelere dair bir anlatı sunacak.

İnci Eviner, Biz, Başka Yerde ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Bu figürler diğer yarılarını bulmak için mekân boyunca hiç durmadan yer değiştiriyorlar. Bu çaba aslında kesintiye uğratılmış, iptal edilmiş hafızalarını ve bedenlerini yeniden ele geçirme çabasıdır. Figürler bu kurguyu yaparken mitolojiler, anılar ve günlük hayatın alışkanlıkları ile neşe ve acılarını birer birer toplayıp yerlerine yerleştirmek zorunda kalıyorlar. Kendimi bütün bunlara tanıklık etmek için olayların içinde ve aynı zamanda dışında tutmaya çalışıyorum. Tanık olmanın sorumluluğu, biz olmayı sorgulamaktan geçiyor.“

Küratör Zeynep Öz ise projeyi, “Eviner bu projede mimari yapıyı, video ve canlı performans gibi hareket öğelerini bir araya getiren bir temel olarak kullanarak, daima değişen öznellik oluşumunda göç ve hapsedilme durumları üzerine düşünüyor,” ifadeleriyle anlattı. Biz, Başka Yerde, eserlerinde bireyin beden hareketlerinin, onun ruhunu ve davranışını nasıl şekillendirdiğini inceleyen sanatçı İnci Eviner’in sanat pratiğine de ayrıntılı bir bakış imkânı sağlıyor. Sanatçının önceki eserlerinde olduğu gibi Biz, Başka Yerde’nin de başlangıcını ve bel kemiğini çizimleri oluşturuyor. Çizimlerin üzerinden şekillenen yapıtta, farklı disiplinler bir araya gelerek çok katmanlı bir yapı yaratıyor.

FARKLI DİSİPLİNLERİ BİR ARAYA GETİREN ÇOK KATMANLI BİR PROJE
İnci Eviner, Biz, Başka Yerde isimli yapıtında farklı disiplinlerden isimlerle birlikte çalışıyor. Projenin mimari tasarımı Birge Yıldırım Okta ve Gürkan Okta’ya, ses tasarımı Tolga Tüzün’e ait. Türkiye Pavyonu’nun içerisinde yansıtılacak videolarda ise performans sanatçısı ve dansçı Canan Yücel Pekiçten, Melih Kıraç ve Gülden Arsal yer alıyor. Videoların görüntü yönetmenliğini Aydın Sarıoğlu, post prodüksiyonu ise Cem Gökçimen ve Cem Perin yapıyor.

Projenin görsel kimliğinin ve Türkiye Pavyonu’nun açılışıyla birlikte ziyaretçilerle buluşacak yeni yayının tasarımını ise Okay Karadayılar ve Ali Taptık (ONAGÖRE) üstleniyor.

VENEDİK BİENALİ 58. ULUSLARARASI SANAT SERGİSİ
Bu yıl 11 Mayıs–24 Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Venedik Bienali 58. Uluslararası Sanat Sergisi’nin küratörlüğünü Ralph Rugoff üstleniyor. Başlığı May You Live in Interesting Times (İlginç Zamanlarda Yaşayasın) olarak açıklanan bienalde, Rugoff’un küratörlüğünü yaptığı ana serginin yanı sıra Arsenale ve Giardini’de Türkiye Pavyonu’nun da aralarında bulunduğu pek çok ülkenin sergileri yer alıyor.

VENEDİK BİENALİ TÜRKİYE PAVYONU HAKKINDA
2007’den bu yana İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın koordinasyonunda düzenlenen Türkiye Pavyonu sergisi, İKSV’nin girişimi ve 21 destekçinin katkılarıyla, 2014–2034 yılları arasında Türkiye’nin kullanımına tahsis edilen Arsenale’deki uzun süreli mekânda yer alıyor. 58. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, Fiat sponsorluğunda, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile TC Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde ve SAHA Derneği’nin prodüksiyon desteğiyle gerçekleştiriliyor. Venedik Bienali 58. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu Danışma Kurulu’nda Bilgi Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Serhan Ada, Suna ve İnan Kıraç Vakfı, Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol, küratör ve İstanbul Modern Müzesi Sanat Danışmanı Paolo Colombo, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Batı ve Çağdaş Sanatlar Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep İnankur ile Arter'in küratörlerinden Başak Doğa Temür yer alıyor.


İnci Eviner.
İNCİ EVİNER
İnci Eviner, çizimden yola çıkarak hazırladığı videoların, performatif ve ortaklığa dayanan uygulamaların iç içe girdiği çok katmanlı, geniş bir çalışma alanına sahip bir sanatçı. İşleri çoğunlukla arzunun ve felaketin politikası, öznellik ve öznelliğin potansiyeli gibi kavramları ele alarak iktidarın özellikle kadın bedeni üzerindeki işleyişini zengin hayal gücüyle yeniden şekillendiriyor. Sanatçının video teknolojileri ve resim geleneği arasında kurduğu karmaşık ilişkiler farklı bir algılama biçimi öneriyor.

İşlerini dünya çapındaki kişisel ve karma sergilerde sunmuş olan Eviner’in davet edildiği başlıca sergiler arasında Sharjah Bienali (2017), Aichi Trienali (2016), İstanbul Bienali (2013), Selanik Bienali (2013), Asya Sanat Bienali (2013), Busan Bienali (2010), Şanghay Bienali (2008) ve Venedik Bienali (1997) bulunuyor. İşlerinin sergilendiği müzeler arasında ise Drawing Center, Philadelphia Sanat Müzesi, Thyssen- Bornemisza Art Contemporary, Musée d'Art Moderne de la Ville de Paris, Massachusetts Güncel Sanat Müzesi, Palais des Beaux-Arts de Lille ve İstanbul Modern yer alıyor.

Sharjah Bienali Ödülü’nün (2017) sahibi Eviner, Headlands Center for the Arts (San Francisco, 2017), Rauschenberg Foundation (Florida, 2017), SAM Art Projects (Paris, 2010), Musée d’art contemporain du Val-de-Marne (Vitry-sur-Seine, 2009), Cité Internationalé des Arts (Paris, 2008) ile International Studio & Curatorial Program’de (New York, 2004-2005) misafir sanatçı programlarına katıldı.

Ayrıntılı bilgi için: www.iksv.org
facebook.com/istanbulkultursanatvakfi
twitter.com/iksv_istanbul
instagram.com/iksv_istanbul/

5 Şubat 2019 Salı

BOŞLUKTA BİR AN…


Mesut Karakış, İsimsiz (Untitled), 2018, Tuval üzerine akrilik, 140x110 cm.


Galeri 77, Mesut Karakış’ın “Boşlukta Bir An (A Glimpse into The Void)” isimli ilk kişisel sergisine 10 Mart 2019 tarihine kadar ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, resimlerinde dolaysız bir biçime yönelerek formların, lekelerin ve renklerin birbiriyle olan ilişkisini sıra dışı bir teknikle yorumluyor. Genel olarak eserlerinde çıkış noktası doğa örüntüleri olsa da sanatçının asıl vurgulamak istediği tuval yüzeyinde derinlik, boşluk-doluluk etkisi, transparan geçişler ile çok renklilik içeren ve aynı zamanda göze hoş görünen estetik bir algı yaratma arzusu. Dikkat çekici üslubuyla Türk çağdaş sanatına yeni bir soluk getirecek birbirinden seçkin soyut eserlerden oluşan sergi, Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında 10 Mart tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Görsel sanatlarda “tasvirin rolü” yaklaşık 150 yıldan uzun süredir tartışılan ve resim dünyasını iki ayrı gruba bölmüş bir tartışmadır. Bir tarafta, çok sayıda sanatçı resimde özgürlüğün ve saf özgünlüğün yalnızca formalist bir yaklaşımla elde edilebileceğini vurguladılar. Ancak bu şekilde resmin psiko-görsel etkisi tam olarak açığa çıkabilecek ve sanat dünyevi meseleleri tanımlamak için hikayeler anlatma hususundaki tarihi rolünü geride bırakmak durumunda kalacaktı. Diğer bir sanatçı grubu ise eserlerindeki anlatı ve figürasyon gücünün önemine dikkat çektiler. Kişisel hikayelerin siyasi tarihle iç içe geçtiği, sanatın sosyo-politik boyutuna inanmışlardı.

20. yüzyılın sonlarına doğru ise, sanatın postmodern halinin figürasyon ve anlatının aslında birbirine karşıt veya zıt kutuplar olması gerekmediğini ortaya koymasıyla beraber soyutlama ve formalizm kavramları barıştılar. Hatta artık öyle bir noktaya gelindi ki, günümüzün ziyadesiyle karmaşık gerçekliklerinin çok katmanlı karakteristiğini layıkıyla karşılayabilmek için her iki yaklaşım da iç içe geçebilmekte.



Mesut Karakış, İsimsiz (Untitled), 2018, Tuval üzerine akrilik, 120x100 cm.


Bu bağlamda, Mesut Karakış’ın eserleri doğa ve soyut sanat arasında köprü kurmayı başarabilmiş doğru bir örnek oluşturuyor. Resme olan biçimci yaklaşımı gerçek dünyadan edindiği kaynaklarını hiç saklamıyor ve tasvir ile soyutlama arasında gidip gelen oldukça çekici bir estetik yaratıyor. Eserleri oldukça dinamik çizgi dizeyleri, seyrek şekiller, karmaşık dokular ve cazip renk örgüleri sergiliyor. Sanatçı eserlerinde genellikle sıcak renkler kullanıyor ve resimlerinin estetik gücünü arttırmak için bu renklere siyah ve beyaz yardımıyla kontrastlar oluşturuyor. Sanatçının resimlerinde kırmızı ve turuncu, tıpkı bir volkandan sızan lav akıntıları gibi sık sık çoklu formlar ve fırıl fırıl çizgilerden oluşan kompleks bir ağ içinde karşımıza çıkıyor. Renklerin güçlü özellikleri, kompozisyonun dinamik yapısıyla iyi şekilde dengeleniyor. Birlikte derinlik ve güçlü bir devinim sahibi soyut imgeler oluşturuyorlar.

Mesut Karakış, yapıcılık ve yıkıcılık arasında gidip gelen sofistike ve özgün bir resim tekniği geliştirmiş durumda. Eserlerini oluşturma aşamasında, bulanıklık ve berraklıktan oluşan karakteristik estetiğini formüle etmek için sıklıkla resimlerini bölüm bölüm yaratıyor ve siliyor. Yapım aşamasında; önceden planlanan kompozisyon ve renk paletine göre farklı kalınlıklarda kat kat uyguladığı akrilik boyaları sonradan yine planlı bir şekilde yüzeyin eritilip, zımparalanıp, patine edilerek eksiltilmesiyle silerek altta yatan boya katmanlarını gözler önüne seriyor. Bu yolla, renk değişimleri birbirleriyle karışıp birleşerek sıra dışı bir psiko-görsel efekt yaratıyor. Uzaktan bakıldığında izlenen derinlik ve dokusal değerler, dokunsal yakınlıkta tuvalin düz ve pürüzsüz yüzeyi ile izleyicide illüzyon etkisi yaratmakla kalmıyor, izleyicinin zihniyle beraber gözlerini de okşayan canlı bir alan oluşturuyor.

Boyama, silme ve açığa çıkarmadan oluşan bu alternatif resim metodunun yalnızca görsel bir niteliği yok. Sahiden de resmin çokça katmanının teşhir edildiği çeşitli evrelerini gözlemlemek de ayrı bir göz ziyafeti. Görsel tesiri oldukça yüksek ve cazip. Aynı zamanda, yaratma ve yok etme süreci, gösterme ve gizlemeyle birlikte eserlerinin büyüleyici bir kavramsal tarafını da oluşturuyor.

Mesut Karakış’ın resim metodu sadece şahane bir estetik açığa çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda resmin varoluşsal yapısını da tartışmaya açıyor. Arkeologvari bir kazı ve açığa çıkarma eylemiyle, resmin doğasını teşhir ediyor ve tam da bu sebeple eserleri bu kadim sanat alanının hassas yenilenme sürecine olumlu bir katkı sağlıyor.

Mesut Karakış 1976 yılında Sakarya’da doğdu. 1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, Hüsamettin Koçan Atölyesi’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli karma sergilerde yer aldı. Sanatçı çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.

GALERİ 77
Necatibey Caddesi No: 77 Ayvaz Han, Karaköy / İstanbul
+90 212 251 90 82





13 Ocak 2019 Pazar

İRANLI SANATÇI SAGHAR DAEIRI’NİN KİŞİSEL SERGİSİ “YUT ÖP YAN” 16 OCAK ÇARŞAMBA GÜNÜ MERKUR’DE AÇILIYOR.

Saghar Daeiri, Cenneti Beklerken.

Daha önceki sergilerinde; kültürel deformasyon, kimlik krizi ve aşırılık gibi konuları ironi ile ele alan Saghar Daeiri, “Yut Öp Yan” adlı sergisinde de toplumsal deformasyonları İran Bahçeleri’nde (Persian Garden) resmedip ele alıyor. Ortadoğu mitolojisi ve prototip imgelere odaklanırken,  erotik Fars minyatürlerini mekanda kullanıyor. Dünyadaki cennet metaforu olarak tasvir edilen İran Bahçeleri’nde kullandığı kemerli bitkiler, yeşil labirentler, güller, fıskiyeler ve havuzlar gibi ayırt edici imgeler, yanlış giden ütopyaların sembolik manzaralarını oluşturmak için kullanılır. Resimlerdeki idealist düşüncelerin sapkın yanılsamalara ve umutlu fantezilerin hüzünlü bir gerçekliğe dönüştüğünü görürüz.

Sanatçının suluboya işlerinde canlı renkleri kullanması ilk bakışta coşkuyu uyandırsa da resmedilen detaylar ile bu coşku yerini sorgulamaya bırakır.  Bedenleri popüler ve ticarileştirilmiş güzellik imajlarını örneklemeyen hurilerden esinlenilmiş figürler; geleneksel olmayan giysiler giyerler; cinsiyetleri uyumsuz; ciltleri sarkık, fazla kilolu, yaşlıdır. Resimlerin arka planında aslında farkında olunmayan veya sakince bekleyen kıyamet yıkıcılığının sahnelerini görürüz.


Saghar Daeiri, Sahte Tören II.
1985 yılında İran’da doğan Daeiri, resim dalında lisans eğitimini ülkesinde tamamladı. 2012 yılında Türkiye’ye göç edip Yüksek Lisans Eğitimini Marmara Üniversitesinde tamamlayan sanatçı sanatsal felsefe ve bakış açısını şöyle yorumlamakta: “Eserlerim benim yaşadığım toplumumun yansımasıdır. İran’da Savaş döneminde doğup büyüyen bir bireyim, ülkemin insanları tarihte çok zorluklarla baş etmiş bir toplumdur. Bu etkenlerin neticesinde toplum, sosyo-kültürel açıdan çelişkili ve henüz aşamadığı meselelerle boğuşmaktadır. Rutinleşmiş toplumsal alışkanlıkları insanlarla karşılaştırmayı, Grotesk ve ironik bir mizahla göstermeyi seven birisiyim. Unutulmuş ve sık yapılmakta olan sıradan alışkanlıklar benim için çok önemli toplumsal ilkelerdir. Bu alışkanlıklar bireylerin toplumdaki davranışlarıyla bir araya gelerek daha da belirgin hale gelir. Ben o belirginlikleri (bir toplumu tanıtan alışkanlıklarını) kara bir mizahla göstermeyi tercih edenlerdenim… Eserlerimde gizli ve hayali mutlak Ütopik cennetini arayan, kurtuluş arayışında olan insanlar tasvir edilir;  parodik mutlulukla yaşamaya çalışan insani arayışlar çalışmalarımda yer almaktadır...”

Saghar Daeiri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Yut Öp Yan 16 Ocak-4 Şubat 2019 tarihleri arasında MERKUR’de görülebilir.

MERKUR
Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt.
No: 12 D: 2  Nişantaşı / İstanbul
Telefon: 0212 225 37 37- 0212 231 69 87
www.galerimerkur.com
galeri@galerimerkur.com

5 Aralık 2018 Çarşamba

“TRİO-ÜÇLÜ” SERGİSİ ANTİK CİSTERNA’DA

Nazmiye Alkanat.

Antik Cisterna Sergi Salonu, 8-24 Aralık 2019 tarihleri arasında üç kadın sanatçıdan oluşan renkli bir sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide yer alan üç kadın sanatçı, Çiğdem Yaşa, Hazan Yaprak ve Nazmiye Alkanat, her biri farklı tarzdaki eserlerle izleyiciye keyifli bir karma sergi sunuyor. Kokteyl: 8 Aralık, Cumartesi, Saat: 17.00-19.00


Çiğdem Yasa.
Kendi gerçeğini yaratmak amaçlı başladığı sanat serüveninde mantığı geri plana itip hayal gücünü üretime dönüştüren Çiğdem Yaşa, sınırsız hayal gücü dünyasında kendi arayışını gerçeğe dönüştürürken resimlerinde varoluş çabasını akıl ve mantığın kontrolünden çıkarıp tuvale aktarıyor. Aklın ve mantığın kalıplaşmış denetiminden uzaklaşma çabasında olan sanatçı bilinçaltı dünyasını farklı bir tarzda bizlere sunuyor.


Hazan Yaprak.

Kadın olgusunu farklı bir bakış açısıyla sergiye taşıyacak olan sanatçı Hazan Yaprak, oluşturduğu “Woman” serisiyle bu üçlü sergide yer alacak. Farklı malzemeler ile oluşturulan, oldukça baskın renkleri kâğıt üzerinde kumaş ve kağıt parçaları ile buluşturarak kolaj oluşturan bu renkli çalışmalar, kadının kendi iç dünyasındaki hayal gücünü kavramsal bir çerçevede izleyiciyle buluşturuyor. Üç boyutlu çalışmalar yapan heykel sanatçısı resim tekniğinin dışına çıkarak kendi bakış açısını kâğıt üzerine taşıdığı bu özgün sergide, izleyiciye farklı bir lezzet sunuyor.

Kullandığı her boya parçasını birer veri olarak kabul ederek tuvale aktaran Nazmiye Alkanat, görsel imgeleri kendi alanının dışına çıkarıp zemine yerleştiriyor. Nesneleri kendi süzgecinden geçirerek siyah beyaz fon üzerinde renklendirip dokuya dönüştüren sanatçı çalışmalarında boyaları, fırçanın sıkışmış alanından çıkarıp kendi yorumu ile büyülü bir doku halinde izleyiciye aktarıyor.

Çiğdem Yaşa, Hazan Yaprak ve Nazmiye Alkanat, kendi iç dünyalarında oluşturdukları eserleri kendilerine özgün sanatsal bakış açılarıyla tuvalden izleyiciye aktardılar. Bu renkli “trio” sergisi 24 Aralık’a kadar Antik Cisterna Salonunda sizleri bekliyor.

BİLGİ İÇİN:
ANTİK CİSTERNA
Antik Hotel
Adres: Ordubaşı Caddesi, Sekbanbaşı Sok. No:6 Beyazıt-İstanbul
Tel: 0212 638 58 58
E-mail: info@antikhotel.com



9 Kasım 2018 Cuma

SEMRA GÖNEY VE SELİM ALTAN “YAN YANA” SERGİLERİYLE GALERİ ARK’TA

Semra Göney ve Selim Altan.


Türk Soyut Sanatının iki önemli temsilcilerinden Semra Göney ve Selim Altan, “YAN YANA” isimli sergileriyle 15 Kasım – 18 Aralık 2018 tarihlerinde GALERİ ARK’ta yer alıyor. Her iki sanatçının da “Doğa” ile kurdukları ilişki ve gözlemleri sonucu biriktirdikleri duygular, geliştirdikleri içsel meseleler tuval yüzeylerine farklı kurgular, anlatımlar olarak yansıyor ve doğanın lirik dinamizmini soyut bir anlayışla izleyiciye aktarıyorlar. Akdeniz’in bir sahil kasabasında yaşamaya başlayan Altan, doğayla kurduğu daha derin bağları, renk ve malzemenin eşliğinde, yine çizgisel bir anlatımla ortaya koyuyor, tabii ki sergiye özel sürprizleri de hatırlatmak gerek. Son dönem çalışmalarında özellikle doğa temasını işleyen Göney’in tuvalinde de katmanlar, kıvrımlar ve renkler aracılığıyla tabiatın sessiz yakarışlarını duyabilir, insanoğlunun doğaya dönüş hasretini bir kez daha duyumsayabilirsiniz.

Açılış/Kokteyl: 15 Kasım 2018, Perşembe, Saat:17.00-20.00

RÖPORTAJ: Ümmühan Kazanç

Sayın Semra Göney ve Selim Altan, sizleri “YAN YANA” sergisinde Galeri Ark’ın mekanında bir arada göreceğiz. Bu serginin oluşumu için iki önemli Soyut tarzda çalışan sanatçının geçmişe uzanan sanat dostluğu diyebilir miyiz?

Semra Göney: Kuşkusuz diyebiliriz, teklif Selim Altan’dan geldiğinde Mayıs ayındaki sergimi yeni toplamıştım ve yeni bir sergi planım açıkçası yoktu. Ama Selim benim yıllardır işlerini çok beğenerek izlediğim bir arkadaşım. Dolayısıyla bu içten ve zarif teklifini kıramadım.

Selim Altan: Semra Göney uzun süredir işlerini beğenerek takip ettiğim sanatçı arkadaşımdır. Resme karşı oluşturduğu atak, samimi ve önyargısız tavır benim de resimde başlangıç olarak aldığım eylem biçimiyle ortaklık oluşturmaktadır.


Semra Göney, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik,
115x140 cm.

Her ikinizde sanat kariyeriniz boyunca Soyut akımının tutkulu temsilcileri oldunuz ve olmaya devam ediyorsunuz. Bu bağlamda “Yan Yana” serginizin kavramsal içeriği konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Semra Göney: Mayıs ayındaki sergimin başlığı “Doğa” idi. Selim ve benim bu sergimizin içeriğini de “Doğa” oluşturuyor.

Selim Altan: Sergi genel anlamda iki sanatçının “doğa” fikrinden yola çıkarak oluşturduğu farklı anlatımlar olarak okunabilir.

Selim Altan’ın daha önceki çizgisel yaklaşımlarından farklı olarak son dönem çalışmalarında tuvalin alt kısmında çok katmanlı müdahalelerin yanı sıra üst kısmında lekesel ve figüratif fırça darbeleri oldukça dikkat çekici. Bu yaklaşımı, doğa ve insan ilişkisine Selim Altan bakışı olarak yorumlayabilir miyiz?

Selim Altan: Akademi’de Neşet Günal’ın öğrencisiydim. Aynı zamanda hocam Mehmet Güleryüz’den de ders alıyordum. Dolayısıyla kendimi ve çevremi figür resminin problemleriyle tanımaya, çözmeye ve göstermeye çalışıyordum. Benim için bir nevi yaşamsal konumlanmaydı. 90’ların ortalarında bunun yerine daha çok harekete dayalı, çizgisel, renk soyutlamasına yönelik daha az anlatımcı, malzemeyi öne çıkaran, göstermekten ziyade ima eden bir resme yöneldim.

Semra Hn, siz de son dönem çalışmalarınızda soyuta biraz daha renkçi bir anlayış ile yaklaşarak doğayı kendi bakış açınız, kendi algılarınız üzerinden inceliyor ve yorumluyorsunuz. Doğa ile yakın ilişkinizi bu sergide de izleyecek miyiz?

Semra Göney: Uzun yıllar akademide misafir öğrencilikle başlayan, daha sonra Devrim Erbil ve Mehmet Güleryüz’le ve sonrasında devam eden çalışmalarımın pek çoğunda renkçi, çizgisel, katman  ve kıvrımın öne çıktığı işlerim mevcut. Bir dönem de, siyah ve beyaz denemelerim oldu. Bu sergi de, “Doğa” ismini verdiğim bir önceki serginin devamı niteliğinde.


Selim Altan, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik-karışık teknik, 116x89 cm.

İki soyutçuyu bir arada bulmuşken, sizi bir konuda tartıştırmak isterim. Soyut Sanat Türkiye’de hak ettiği yerde midir? Dünyada, sanat tarihindeki yerini en doğru şekilde aldı ve oldukça başarılı bir şekilde de temsil ediliyor.

Semra Göney: Sanata, bütün sanat dallarını göz önüne alarak baktığımızda, ilgi her geçen sene bir nebze artsa da soyut sanat söz konusu olduğunda buradaki temel sorun, bence izleyicilerin bu konuda biraz daha çaba sarfetmelerini beklemek ve belki de sanatçı ile diyaloğa girip sanatçıyı ve yapıtını anlama çabasından geçmektedir.

Selim Altan: Sanat bir bütündür. Yaratıcılıkla uğraşmak sanatın bütün kollarından bihaber olmayı da kapsar. Dünyadan bihaber olan toplumlarda ise değil soyut sanat, sanatın hiçbir kolu sağlıklı gelişemez.



Semra Göney, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik, 115x140 cm.

Soyut sanat bir anlamda sanatsal, düşünsel ‘an’ı yakalamak mıdır? Yani sanatçının bilinçaltında, duygularındaki birikimleri anlık bir hızda tuvale aktarması mıdır? Sanatçının bilinçaltının fotoğrafıdır diyebilir miyiz?

Semra Göney: Genel olarak bilinçaltının dışa vurumu desek de, daha çok bir ihtiyaçtan doğduğu kanaatindeyim. Burada geçmiş birikimlerimizin de rolü çok büyük. Ressamın ruhsal yapısı, içtenliği ve dünyaya bakışı da önem kazanıyor. İfade biçimi ve tekniği de, sanatçının yapısı ile ilgili. Her zaman anlık bir hızla yapılmayan bir çok soyut eser var dünyada. Bence hız = soyut sanat diyemeyiz. Ben hızlı çalışan biri olsam da, bazen aylarca kafamda ve tuvalde bitiremediğim işlerim oluyor.

Selim Altan: 20. yüzyılın başlarında Dadaizm, Sürrealizm, Kandinsky, Maleviç vs. resimleri, bütün bunlar 21.yüzyılın sanatına da bir şekilde referans olarak giriyor zaten. Batı ölçekli bakıyoruz ki bir de Doğu sanatının geçmişi var. Artık küresel sistem ve teknoloji ile birlikte algı operasyonlarıyla dayatılan yeni bir döneme geçildi.


Selim Altan, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik-karışık teknik, 116x89 cm.

Son olarak soyut sanatı sizler nasıl tanımlarsınız? Ya da izleyicilerin sizin sanatınızı nasıl okumasını hayal edersiniz?

Semra Göney: Soyut sanat, basit anlamda doğadaki biçimlerim ressam tarafından farklı renk ve biçimlerde yorumlanması diyebiliriz. İzleyici açısından ise bu tarz bir resmin karşısına geçtiğinde, durup bir şeyler aramaya başlıyorsa, zaten bir ruhsal alışveriş oluyordur ve oradan kendine yeni bir hikaye çıkarmaya başlıyordur. Bu da ressam açısından bugünkü şartlar düşünüldüğünde gayet yeterli ve tatmin edicidir.

Selim Altan: Akdeniz’in bir sahil kasabasında yaşadığım için doğayı gözlemleme fırsatım oluyor. Bu enerjinin bir şekilde resmime etkisi oluyordur. Boşluk ve doluluk kavramına dayalı, renk ve materyalin fiziki imkanlarından da yararlanarak çizgisel anlatıma dayalı, görmeyi dilediğim resmi yapmaya devam ediyorum.


Semra Göney, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik, 125x140 cm.


GALERİ ARK
Adres: Cemil Topuzlu Caddesi Kaya Apt. No: 49 (Büyük Kulüp karşısı)
Çiftehavuzlar – Kadıköy / İstanbul
Tel: 90 216 369 49 00
www.galeriark.com
info@galeriark.com

SEMRA GÖNEY
İstanbul'da doğdu.
1970'de İ.T.İ.A'dan mezun oldu.
1970-71 yıllarında New York'ta çeşitli müze ve galerilerde araştırma ve incelemeler yaptı.
1971 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dinçer Erimez-Atilla Tos atölyesinde misafir öğrenci oldu.
1976-1980 yılları arasında Devrim Erbil ile 1990-1994 yılları arasında BİLSAK'ta Mehmet Güleryüz ile resim, Canan Beykal ile de sanat tarihi çalışmalarında bulundu.

Kişisel Sergiler
İstanbul Gültekin Elibal Galerisi (1987).
İstanbul İş Bankası Sanat Galerisi (1989).
İstanbul Taksim Sanat Galerisi (1995).
İstanbul Ares Sanat Galerisi (1997).
İstanbul Taksim Sanat Galerisi (1998).
İstanbul Nelli Sanat Evi (2004).
Caddenostan Kültür Merkezi (2013)
Galeri Ark (2016)
Galeri Ark (2018)


Selim Altan, İsimsiz, 2018, tuval üzerine akrilik, 81x65 cm.

SELİM ALTAN
1959 yılında İstanbul’da doğan Selim Altan, 1978’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’ne girdi. Neşet Günal ve Adnan Çoker atölyelerinde eğitim gören Altan, 1985 yılında Şeref Akdik sanat ödülünü kazandı. Mimar Sinan Üniversitesi Resim Fakültesi’nden 1986 yılında mezun olan Selim, çalışmalarını atölyesinde sürdürmektedir. Altan, aralarında II. Uluslararası İstanbul Bienali (AKM), Çağdaş Türk Resmi Sotheby’s-KÜSAV’ın da (İstanbul 1990-Londra 1996) bulunduğu birçok çağdaş sanat fuarına ve grup sergilerine katıldı ve kişisel sergiler açtı.

24 Eylül 2018 Pazartesi

AHMET YEŞİL, ŞİMDİ DE ÇİN YOLCUSU

Ahmet Yeşil, “Yeşile Gebe Mavi”, 2018, tuval üzerine yağlıboya, 150x100 cm.


AHMET YEŞİL, 2018-2019 sanat sezonunda yine yoğun bir yurtdışı ve yurtiçi programıyla sanatseverlerle birlikte olmaya devam ediyor. Başarılı bir Contemporary İstanbul fuarı katılımından sonra şimdi de Çin’de sanatseverlerle buluşuyor. Çin’deki Türk Turizmi yılı kapsamında Ahmet Yeşil ve Yalçın Gökçebağ, 27 Eylül - 13 Kasım 2018 tarihleri arasında The Peninsula Beijing Hotel’in üçüncü katında bulunan The Peninsula Gallery’de birer kişisel sergi açıyorlar. The Peninsula Beijing Hotel, müze kalitesinde yaklaşık 800 çağdaş Çin Sanatı eserini dönüşümlü olarak sergilemesiyle tanınıyor. Bugüne kadar yurtdışında gerçekleştirdiği kişisel ve karma sergiler, sempozyum ve bienaller ile ülkemizi yurtdışında en çok temsil eden sanatçılar arasında yer alan Ahmet Yeşil, son dönem çalışmalarından oluşan bir seçkiyle etkinlikte yer alıyor.

Ahmet Yeşil’in tuvalinde, sözlük anlamının ötesinde plastik bir imge olarak yerleşen ip ve halat, maddi dünyadaki bağlayıcı rolünü tamamen kaybeder ve resim düzlemine yepyeni açılımlar sunar. İzleyiciler, ritmik bir akış yüklenen bu imgelere bırakır kendini ve sanatçının kendine has mavi, yeşil, mor ya da kırmızı renklerle tuval yüzeyinde yaratığı şiirsel kompozisyonların içine dalıverir. Denizin altında, dalgaların üzerinde, ıssız bir ormanda, bazen de yeşile gebe mavinin içinde buluverir kendini. Sanatçının istediği tam da budur: İzleyiciyi ve resimsel imge derin bir diyalog içindedir.


Ahmet Yeşil, “Sesler ve İzler 10”, 2018,
tuval üzerine yağlıboya, 120x80 cm.
Ahmet Yeşil’in sanatında, resim ve hayat arasındaki ilişki, gerilim, çözüm bulma çabasının tuvale yansıması, toplum ile sanatı arasında bir uçurum yaratmaz. Onun sanatı herkese yakındır, herkes kendinden bir şeyler bulur. Ahmet Yeşil resmindeki ritm, denge, lirizm, ışık, gölge ve yeniden tanışıyormuşçasına öne çıkan canlı renklerin kusursuz uyumu birçok farklı kültürden izleyicinin, hızla resim ile ilişki kurmasını sağlar. Otuz yedi yıldır aktif olarak sanat yaşamının içinde olan Ahmet Yeşil, bugüne kadar 105 kişisel sergi açtı, 297 karma ve yarışma sergisine katıldı, 24 ödül aldı. Tam anlamıyla ‘nev-i şahsına münhasır’ olarak tanımlanabilecek bir fırçası vardır. Dünyadaki ve Türkiye’deki moda akımları çok yakından takip etse de o kendi gerçeğinden vazgeçmemiş, yıllar içinde fırça darbeleri ile tuvaline aktardığı özlemleri, tutkuları, heyecanları, duyguları, düşünceleri, acıları, mutlulukları onu nereye götürdüyse, sanatı da o bağlamda gelişmiş, bugünkü gücüne ulaşmıştır. Özellikle ve ısrarla belirtilmesi gereken nokta ise, dünyadaki hiçbir sanatçıyla karşılaştırılamayacak ve Ahmet Yeşil tarzı olarak anılan görsel bir dil yaratmış olmasıdır.






BİLGİ İÇİN:
ahmetyesil33@gmail.com

AHMET YEŞİL
Mersin’de yaşıyor ve çalışıyor.
1973-1985      Ressam Nuri Abaç, İlhan Çevik ve Ernür Tüzün’den resim eğitimi aldı
2015                Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne devam ediyor

Türkiye’de birçok özel koleksiyonda yapıtları yer alan sanatçının, Almanya, Amerika, Kanada, Hollanda, İngiltere başta olmak üzere önemli yabancı koleksiyonlarda da eserleri bulunmaktadır. Ahmet Yeşil, Unicef Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesidir; şimdiye kadar 105 kişisel sergi açtı, 297 karma ve yarışma sergisine katıldı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda 24 ödül aldı.



Ahmet Yeşil, “Mavi Üzerine Notlar”, 2017, tuval üzerine yağlıboya, 160x120 cm.

TÜRKİYE'DEKİ KİŞİSEL SERGİLERDEN SEÇKİLER
2017    23 Mayıs - 14 Haziran, F Sanat Galeri, İstanbul
2016    18 Mart - 7 Nisan, Galeri Soyut, Ankara
2016    15 Nisan - 5 Mayıs, MTSO Galerisi, Mersin
2015    Ekol Sanat Galerisi, İzmir
2014    Rh Sanat Galerisi, İstanbul
2014    Galeri Soyut, Ankara
2012    Galeri Soyut, Ankara
2010    Galeri Soyut, Ankara
2006    Osmanlı Tersanesi, Bodrum
2006    Ege Üniversitesi A.K.M., İzmir
2006    Ege Üniversitesi Sanat Fuarı, İzmir
2005    İlayda Sanat Galerisi, İstanbul
2004    Galeri Artist, İstanbul
2001    Aphrodias Sanat Galerisi, İzmir
2001    CEY Sanat Galerisi, İstanbul
2001    Görüntü Sanat Galerisi, Adana
2000    Armoni Sanat Galerisi, Ankara
1999    Kile Sanat Galerisi, İstanbul
1998    Halkbank Sanat Galerisi, Ankara
1997    Aphrodite Sanat Merkezi, İzmir
1995    Kile Sanat Galerisi, İstanbul
1995    Selvin Sanat Galerisi, Ankara
1993    Kile Sanat Galerisi, İstanbul
1990    Destek Reasürans Sanat Galerisi, İstanbul

YURT DIŞINDAKİ KİŞİSEL SERGİLERDEN SEÇKİLER
2016    Nisan, Taipei 101 Sanat Galerisi, Tayvan / Çin
2016    1-15 Şubat, Melina Kültür Merkezi, Atina / Yunanistan
2014    Ludwig Galerie Schloss, Oberhausen / Almanya
2013    Georgain National Museum, Tiflis / Gürcistan
2012    Survivors Mostra d'arte Contemporanea a Firenze, Floransa / İtalya
2011    Visual Touches Exhibition, New York / Amerika
2011    Galerie Tuillier, Paris / Fransa
2011    Earth Gallery, New Jersey / Amerika
2011    Floransa Bienali, Floransa / İtalya
2011    Miami Sanat Fuarı, Kişisel Sergi, Miami / Amerika
2005    Gallery Hittite, Toronto / Kanada
2005    Herrenhof Mussbach Sanat Galerisi, Neustadt / Almanya
2004    Lahey Hause of Art Gallery, Hollanda
2003    Amsterdam Hause of Art Gallery, Hollanda
2003    Monreal / Kanada



Ahmet Yeşil, “Sesler ve İzler 1”, 2018, tuval üzerine yağlıboya, 160x110 cm.

MÜZE VE KURUM KOLEKSİYONLARINDA BULUNAN ESERLER
T.C. Cumhurbaşkanlığı Koleksiyonu
T.C. Kültür Bakanlığı Koleksiyonu
T.C. Dışişleri Bakanlığı Koleksiyonu
T.C. Maliye Bakanlığı Koleksiyonu
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Koleksiyonu
İngiltere Kraliyet Koleksiyonu
Kushimoto Türk Müzesi
D.Y.O. Eğitim Vakfı Müzesi
Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi
Balıkesir Belediyesi Devrim Erbil Müzesi
Körfez Belediyesi Müzesi
Eczacıbaşı Koleksiyonu
Cumhuriyet Gazetesi Müzesi
Uğur Mumcu Vakfı
Hacettepe Üniversitesi Resim Heykel Müzesi
Eskişehir Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi
Tekel Koleksiyonu
Akbank Koleksiyonu
Vakıfbank Koleksiyonu
Ziraat Bankası Koleksiyonu

YURT DIŞINDAKİ KARMA VE GRUP SERGİLERİNDEN SEÇKİLER
2015    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2015    29 Ekim Cumhuriyet Sergisi, Berlin / Almanya
2015    24 Temmuz - 14 Ağustos, E. Arimany Art Gallery, Tarragon / İspanya
2015    3 - 28 Eylül, Mar Art Gallery, Barcelona / İspanya
2015    8 - 28 Ekim, Salduba Art Gallery, Zaragoza / İspanya
2015    11 Aralık 2015 - 7 Ocak 2016, Terraferma Art Gallery, Lleida / İspanya
2014    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2014    29 Ekim, 90. Yıl… 90 Sanatçı…, Berlin / Almanya
2014    Külture Inside Gallery, Lüksemburg
2013    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2012    Rosso Opportunita, Survivors, Firenze / İtalya
2012    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2011    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2011    Grand Palais Salon Sergisi, Paris / Fransa
2010    Gallery Daniel Besseiche, Paris / Fransa
2010    Grand Palais Salon Sergisi, Paris / Fransa
2009    VI. Euro-American Visual Arts Exhibition, Campeche / Meksika 2009     Zagreb / Sırbistan
2008    San Diego Üniversitesi Takas (Swap) Sergisi, San Diego / Amerika
2008    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa 2008  1-12 Eylül, Plastic Arts International Festival, Monastir / Tunus
2007    Carrousel du Louvre Museum Salle le Nötre 99 rue S.N.B.A. Salon Paris / Fransa
2006    Marson de I’unesco Coloir X-XL Place de Fontenoy, Paris / Fransa
2006    Le centre Culturel Anatolie de Paris / Fransa

BİENAL, FUAR VE SEMPOZUMLARDAN (ÇALIŞTAY) SEÇKİLER
2015    Süleymenpaşa Belediyesi Resim Çalıştayı, Tekirdağ
2011    Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi, Sapanca / Sakarya
2011    Floransa Bienali, Floransa / İtalya
2011    Miami Solo Expo International Art Center, Miami / Amerika
2009    VI. Euro-American Visual Arts Exhibition, Campeche / Meksika
2008    1-12 Eylül, Plastic Arts International Festival, Monastir / Tunus
2007    Contemporary Art and Life Galeri, İstanbul
2006    Ege Üniversitesi Sanat Fuarı, İzmir
2006    Bodrum Sanat Bienali (Suça İştirak) Bodrum
2006    Ankara Üniversitesi Resim Sempozyumu
2005    Tüyap Sanat Fuarı, Galeri Baraz / İstanbul
2005    Barış Derneği / İstanbul
2004    Arc-en-Ciel Paris Sanat Galerisi, Tüyap Sanat Fuarı, İstanbul
2003    Arc-en-Ciel Paris Sanat Galerisi, Tüyap Sanat Fuarı, İstanbul
2003    Ankara Sanat Fuarı, Nurol Sanat Galerisi
2003    Arc-en-Ciel Paris Sanat Galerisi, Tüyap Sanat Fuarı, İstanbul
2003    İstanbul Sanat Fuarı, Valör Sanat Galerisi
2001    XI. İstanbul Sanat Fuarı, CEY Sanat Galerisi, İstanbul
2001    3. ODTÜ Sanat Festivali, Ankara
1997    7. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, İstanbul  
1996    6. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, İstanbul

ÖDÜLLER
2015    Adana Kültür ve Sanat, Ressamlar Derneği Puduhepa Bilim Sanat Onur Ödülü / Adana
2014    “Mersin En’lerini Seçiyor” Anketi Sonucu En İyi Ressam Ödülü / İstanbul
2013    Ankara Gazi Rotary Kulübü Yılın Meslek Hizmet Ödülü / Ankara
2013    Mersin 1. Kültür Etkinliği Kent Hizmet Ödülü / Mersin
2012    Uluslararası Lions Kulüpler Birliği Melvin Jones Ödülü
2011    Louvre Müzesi, Carousel Salon Sergisi Delegasyon Ödülü, Gümüş Madalya / Paris-Fransa
2011    Mersin İ.S.K. Kent Onur Ödülü
2010    Ankara Sanat Kurulunun Yılın Resim Dalında Sanatçı Ödülü / Ankara
2009    Louvre Müzesi, Carousel Salon Sergisi Delegasyon Ödülü / Paris - Fransa
2004    3. Mersin Uluslararası Müzik Festivali Sanat Özel Ödülü
1997    2. Deniz Müzesi Komutanlığı Birincilik Ödülü
1996    1. Deniz Müzesi Komutanlığı Üçüncülük Ödülü
1995    Kayseri Valiliği Resim Yarışması Ödülü
1993    26. D.Y.O. Resim Yarışması Büyük Ödülü
1993    Kültür Bakanlığı 1. Kapadokya Resim Yarışması Mansiyon
1992    Adana Çimento Sanayi Resim Yarışması Mansiyon
1992    Tekel 6. Geleneksel Resim Yarışması Birincilik Ödülü
1992    Sanatçı Gözüyle Antalya Resim Yarışması Mansiyon
1991    Körfez Belediyesi Resim Yarışması Mansiyon
1990    T.P.A.O. Resim Yarışmasında 1.Mansiyon
1989    Ordu İl Resim Yarışmasında 1.Mansiyon
1985    Mersin Uluslararası Resim-Heykel-Seramik Yarışmasında Mansiyon
1983    Turgut Pura Yarışmasında Kültür Bakanlığı Ödülü
1982    Turgut Pura Yarışmasında İzmir Resim Heykel Müzesi Ödülü